Zorlu Center Tasarım Yarışması: Bir konu üç açıklama |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
Zorlu Center Tasarım Yarışması: Bir konu üç açıklama
Share 4 Temmuz 2007

Karayolları Arazisinin ihale sürecinde başlayan tartışmalar, Zorlu Grubunun ihaleyi kazanmasıyla devam ediyor. Güncel haberlerimizde verdiğimiz gelişmelerin yanı sıra, kurum düzeyindeki açıklamaları da sırasıyla vermiştik.

15 Haziran’da bu alana proje yapılmasıyla ilgili olarak açılacak yarışma ve yeterlilik duyurusu, mimarlık ortamındaki tartışmaları yeni bir noktaya getirdi.

MİMARLAR ODASI AÇIKLAMASI

Bilindiği gibi bu duyuru üzerine ilk açıklamayı Mimarlar Odası ”Karayolları arazisinin yağmaya açılması, yarışma yoluyla meşrulaştırılamaz” üst başlığıyla yapmıştı.

Mimarlar Odası açıklamasında, “Zorlu Yapı Yatırım A.Ş.’nin T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığından satın aldığı Karayolları Arazisi üzerinde yapacağı binanın Mimarlık ve Kentsel Tasarım Projesini elde etmek için yarışma açıldığını ve bu yarışmada AG Danışmanlık A.Ş.’nin görevlendirildiğini basın yoluyla ve ilgili danışmanlık şirketi yönetim kurulu başkanı Sayın Suha Özkan’ın Odamıza gönderdiği 13 Haziran 2007 tarihli talep yazısından öğrenmiş bulunuyoruz.” demişti. Açılan yarışmada Mimarlar Odası tarafından jüri önerilmesi suretiyle odanın yarışmada temsil edilmesi teklif etmişti. Oysa Mimarlar Odası ile İnşaat Mühendisleri, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odaları İstanbul Şubeleri, Başbakanlık Özelleştirme İdaresi aleyhine, “söz konusu yerde ayrıcalıklı imar haklarını içeren bir yapılaşma belirleyen bu değişikliğin imar mevzuatına aykırılıkları yanı sıra planlama ilke ve esaslarına aykırılıklar içermesi ilgili yerin plan kararının iptaline yönelik davalarının bulunduğunu” belirtmişlerdi.

Özellikle, parsel bazında yapılan imar değişikliğine karşı olunduğu, yarışmanın yönteminin genel ve alışılmış usule uygun bulunmadığı, bu parselde dava açmışken; davayı olumlayacak yönde bir davranışa girilemeyeceği, dava sürerken bu konuda proje yarışmasının doğru olmayacağı cihetlerinden karşı olunduğu ele alınmıştı.

Söz konusu açıklama “İstanbul kentinin yaşam kalitesini olumsuz etkileyecek, kimlik değerlerini ezecek, mevcut ulaşım ve altyapı sıkıntılarını artıracak bu sakıncalı girişime yönelik gösterdiğimiz bu çabanın; tüm meslektaşlarımızca benimsenmesini diliyoruz.” şeklinde, meslektaşlara konuya rağbet etmemeleri yönünde bir dilek ve önermeyle bitiyordu.

Bkz: Mimarlar Odası Basın Açıklaması

SERBEST MİMARLAR DERNEĞİ AÇIKLAMASI

İkinci açıklama Serbest Mimarlar Derneğinden geldi. Türk Serbest Mimarlar Derneği (TSMD) İstanbul Serbest Mimarlar Derneği (İSMD), Zorlu Mimarlık ve Kentsel Tasarım Yaşıması ile ilgili bir basın açıklaması yaptı ve onlar da üst başlık olarak “Zorlu Mimarlık ve Kentsel Tasarım Yarışması Yarışma Değildir” değerlendirmesinde bulundular.

Serbest Mimarlar, daha önceki İETT arazisinde çizilen ve tasarımcısının belli olmadığı projeden sonra Karayolları Arazisinin bir Türk yatırımcı tarafından alınmasını olumlu karşıladıklarını, burası için bir mimarlık ve kentsel tasarım yarışması açılmasını doğru bulduklarını, şartnameyi incelemeleri sonucunda “Vizyonumuz” başlığı altında yayınlanan Sayın Ahmet Zorlu’nun imzasını taşıyan yazıya yürekten katıldıklarını söylemişlerdir.

Ancak, “Mimarlık ve Kentsel Tasarım Yarışması Yeterlilik Çağrısı” başlığı altında ulusal ve kentsel tasarım bürolarına yeterlilik çağrısı yapılması ve mimarlar, mimari bürolar, kentsel tasarımcılar ve kentsel tasarım bürolarının adresi verilen web sitesinde yer alan kurallar uyarınca yeterlilik belgelerini sunmaya davet edilmesi, katılımcılar için en az 100.000 m2’lik kentsel kullanım alanının, kavramsal düzeyden ihale dosyasına kadar bitirilmiş olması, uluslararası ve ulusal ödüller alınmış olması, uluslararası yayınlar ve uluslararası jüri üyelikleri görevlerinde bulunmuş olması, “ulusal başvuru sahipleri uluslararası ortaklarla konsorsiyum halinde başvurabilirler” ifadesinin bulunması gibi konular yüzünden “söz konusu ‘yarışma’yı mimarlığımıza katkısı olacak ve daha iyi bir çevrenin yaratılmasına yol açacak bir girişim olarak görmekle beraber aşağıda bahsi geçen eleştirilerin tartışılması ve dikkate alınması gerektiği kanısındayız” demişlerdir.

Açıklamada, Zorlu Yapı Yatırım A.Ş. bir özel sektör kuruluşu olarak, yatırımı ile ilgili bütün çalışmaları ve projeleri istediği gibi elde edebilir, proje çalışmalarını yeterli göreceği ulusal ve uluslararası firmalara çağrı yaparak, proje yaptırıp arasından seçtiklerini istediği kurum, kuruluşlara, hatta firma sahibine seçtirmekte serbesttir. Ancak, bütün bunları yarışma ibaresi altında bu şartname ile yapamaz, yapmamalıdır denmektedir.

Serbest Mimarlar açıklamasında, ülkemizde küçümsenmemesi gereken bir yarışma kültürünün oluştuğunu, yarışmaların olmazsa olmaz kriterleri bulunduğunu anlatan bildiri, getirilen sınırlama ve katılımcı seçim kriterleri bunun bir katılımcı seçip teklif alma yöntemini çağrıştırdığını, bu sefer de bu sürecin adına “yarışma” denmemesi gerektiğini vurgulanmaktadır.

Basın açıklamasında, mimarların seçim kriterleri üzerinde ayrıntılı eleştirilerde bulunulduktan sonra, şöyle denilmektedir: Burada üstünde durulması gereken konu şudur: Getirilen kriterlerin nitelikleri, projenin neticede bazı büyük yabancı mimarlık firmalarına yönlendirilmesine ve Türk mimarlarının elenmesine yol açacağı endişesine yol açmaktadır. Türkiye’de bu gün kaliteli bir çevre oluşmasına hiç kimsenin itirazı olmadığı gibi, giderek yozlaşan mimarlığımıza yerli veya yabancı, her kim olumlu katkıda bulunursa bizler ancak bundan mutluluk duyarız. Dolayısı ile yabancı bir mimarın da katkısı şüphesiz bizleri sevindirir; ancak eşit şartlarda oluşacak bir rekabet ortamında olması kaydı ile. Aksi takdirde, mesleki yayınlarımızın uluslararası nitelikte görülmeyişi nedeni ile mimarlarımızı cezalandırmış olmaz mıyız?

Bkz: Serbest Mimarlar Derneği Basın Açıklaması

SUHA OZKAN’DAN CEVABÎ AÇIKLAMA

Kurumsal düzeyde hem Mimarlar Odası hem Serbest Mimarlar Derneği tarafından yapılan açıklamalar sonucunda Suha Özkan’dan “Zorlu Center Proje Edinme Süreci Hakkında” başlığı altında bir açıklama geldi.

Amaçlarının meslek değerlerini korumak ve mimarlık mesleğini ve pratiğini daha ileri götürmek olduğu ve kuruluşların eleştirilerinin dikkatle incelendiği belirtilen açıklamada, yaptıklarının açık ya da sınırlı katılımlı yarışma kapsamında olmadığı eleştirisinin doğru olduğunu, yarışmalara bürolar kendi olanakları çerçevesinde ve herhangi bir karşılık beklemeden katıldığını, uyguladıkları sürecin i gerçekte, bir teklif alma süreci olup davetli büroların kabul edecekleri ücretle kendilerine proje yaptırılacağı belirtilmiş, “ancak doğası gereği “Yarışma” olarak ilan edilmiştir” denmektedir.

Özkan yaptığı açıklamada, “Bu alan için verilen İmar Haklarını ya da Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nun öngördüğü yapılanma ilkelerini sorgulamak proje edinme organizasyonunu aşan bir konu olup; proje edinme sürecinde bu ilkeleri ancak teklif verecek bürolara iletmek konumundayız. En son aşamada seçilecek olan dört proje için Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulundan görüşünün alınması zorunluluğu bu ilkelerin sonuna değin izleneceğini teyit etmektedir.” demektedir.

Suha Özkan cevabi açıklamasında“İşverenin dünya çapında bir eser elde etme dileği ve özlemini” vurguladıktan sonra, “ Dolayısı ile aranılan referansların Dünya ortamında kazanılmış olmasından daha doğal bir tutum olabilir mi? Ayrıca yayın, ödül, jüri üyeliği gibi ölçütler uluslararası düzeyde aranırken “Ulusal” ödüllerimiz kollanmış ve bu ödüllerin Türkiye’deki mimarlığın “en üst düzeydeki” erişimi olduğu kabul edilmiştir. Yayınların ise bir yapıtın değerinin meslek kamuoyu ile paylaşılması anlamına geldiği doğaldır. Dolayısı ile, uluslararası ortamda yetenek ararken aynı düzeyde yayın ya da ilginin istenmesi olağan bir tutumdur.” şeklinde konuyu ifade etmiştir.

Özkan açıklamasında 400 bin metrekarelik tasarım yapacak grubun daha önce 100 bin metrekarelik bir tasarımı yapmış olmasının aranmasının normal olduğunu belirtmesinin ardından “Değerlendirmeyi yapacak Jüri’nin açıklanması “Yarışmalar” için aranan ve doğal bir durumdur. Zorlu Center Proje Edinme Süreci ise doğrudan bir açık yarışma olmadığından seçimi bir “Jüri”nin yapması zorunluluğu da yoktur. Buna rağmen girişilen uluslararası arayış içinde, teklif verecek bürolar düzeyinde bir Değerlendirme Kurulu’nun oluşturulması ilke olarak benimsenmiştir.. Böylesine ilgi çekici bir proje sunma ortamında, bir çok yetkin mimarın teklif verme süreci içinde olmaları ise proje edinme organizasyonunu zamanlama açısından zorlamıştır.” denmektedir.

Aynı açıklamada; “Türk mimarlarına öncelik ve olanak vermek hem işverenin hem de proje edinme organizasyonunun başından bu yana gözettikleri bir konudur. Salt bu nedenle proje edinme süreci sadece Türk basınında ilan edilmiştir. Amaçlanan, referansları aranılan ölçütleri karşılamayan meslektaşlarımızın öncelikli ve ayrıcalıklı olarak edindikleri bu bilgilenmeyle, kendi düşünceleriyle uyumlu yabancı meslektaşları ile bir birlikteliğe gidebilmelerini sağlamaktır.” diye cevabi düşünceler özetlenmiştir.

Bkz: Zorlu’dan Basın Açıklaması

SÜREÇ MESLEK ORTAMINDA DEĞERLENDİRİLECEKTİR

Açılan yarışma ve yeterlilik konusuna iki ana koldan getirilen eleştirilerden birincisi, yerin satışından başlayan ve daha sonra bu araziye tanınan imar hakkının hukuksuzluğu üzerine kuruludur. Bu argüman, “ayrıcalıklı imar haklarıyla” yapılan özelleştirmelerin kente ve planlamaya sorunlar getirdiğini, ezici imar büyüklükleriyle kentin morfolojisinin bozulduğunu, planlamanın adaletinin şaştığını öne sürmektedir. Nazım plan içinde delikler şeklinde yapılan bu müdahalelerin yanlış olduğu ve bu kanunsuzluğun “yarışma adı altında” gözden kaçırılamayacağının altı çizilmektedir.

Diğer eleştiri ise daha meslekten, ülke içinde mimarlık yapanlardan yana ve onların seçilme kriterine itiraz eden bir çizgi üzerine kurulmuştur. Yarışmanın kuralları olduğunu, buradaki kuralların ülke mimarlarını dışladığını, iş verme yöntemi sayılabilecek bir işlemin “yarışma” biçiminde sunulmasının yanlış sayılması gerektiği bu eleştiri biçiminin vurgusudur.

Cevabi açıklama “yarışma” adlandırmasının işin ruhundan kaynaklandığını, bir iş verme ve teklif alma yöntemi olduğunu kabul ettikten sonra ülke mimarlarını aslında gözettiğini, gereğinde ülke mimarlarının düşüncelerine uyumlu yabancı mimarlarla işbirliği yapmalarına imkan verildiğini savunmaktadır.

DAHA ‘ALTTAKİLERİN’ SÖZÜ DE OLABİLİR (BELKİ)

Önemli büyüklüklerde tasarım çalışmalarına mimarlık aleminin bileşenlerinin ilgi duymaması düşünülemez. Her mimar tasarım dünyasında kendisine ait bir yer kaplamak, adı anılacak bir eserde imzasının bulunmasını ister. Dolayısıyla özellikle bu şekilde yarışma açılımıyla ortaya konan konular karşısında ve bu yer bilinen, ülke içinde bir önemli yer ise mimarlar tarafından hassasiyet gösterilmesi doğal sayılmalıdır.

Yarışmaların bir bölümünde, özellikle uluslar arası olanlarda çeşitli kriterler getirildiği doğrudur. Bazı ülkelerde mimarlığın “sayılması” , tasarımcı olarak imza kullanması, uygulama yapabilmesi de kriterlere dayalıdır. Bizim ülkemizde son yasal düzenlemelerle bu yönde birçok adım atılmakta, meslek odası verdiği eğitim ve sertifikalarla yavaş yavaş bu kriterleri oluşturmaktadır.

Ancak, “yarışma” sözcüğü genellikle tek kademeli bir heyecanın ifadesidir. Onlarca engelleyici hüküm bulunduğunda, mimar sıfatını kazanmış ‘en alttakileri’ tamamen dışta tuttuğunda işin heyecanı kaçmaktadır. Yarışma elbette ki bir kültürün sonucudur ve bir sürü sakıncasına karşın kullanılabilecek demokratik bir seçim yoludur.

Yarışma proje elde etmenin biricik yolu değildir mutlaka ve proje yaptırıcısı (işveren) için başka türlü; yine kıyaslama kabiliyeti veren ve kaliteye ulaşmasını sağlayan rasyonel yollar da vardır. Ancak kamuoyu önüne çıkan “yarışma” başlığındaki konular da ister istemez tasarımcı mimarların ilgisini o andaki ellerindeki iş konumuna göre çekmektedir. Yeterlilik çekinceleri buradaki istekliliği tırpanlamaktadır.

Derleyen: Mimdap

1 Yorum
  1. […] Büyükdere Caddesi 5 yılda 15 yeni projeyle tanışacak Karayolları arazisi Zorlu’nun Zorlu zorlamadı, İETT arazisi Şeyh’in oldu Karayolları arazisi satışının iptali için dava İETT arazisi için Dubaililer 50 gün süre istedi İki dava daha Zorlu Center Tasarım Yarışması: Bir konu, üç açıklama […]

    Mimdap » Kent Panoraması 2007 | 10 Ocak 2008


Yorum yazmak için


DHİM istatistiklerine göre İstanbul Havalimanı’nı bu yılın ilk 10 ayı 20 milyon yolcu kullandı. 12 milyon yolcu pandemi öncesi kullanırken, pandemi sonrası 7 aylık zaman dilimin yalnızca 8 milyon yolcu İstanbul Havalimanı’nı kullandı.

Copyright © 2020 All Rights Reserved | Mimdap.org




Türkiye'nin Lider Yapı Platformu